Hüseyin Peker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Peker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2019 Perşembe

GÖZKUŞAĞI HAKKINDA YAZILANLAR-2



Yusuf Bal / Gözkuşağı/ Şiirvakti Y., 2013

Bir deneysel tezgâh da Orta Anadolu'dan. Bozkırın çam'a kavuştuğu yüksek köylerden, arındırılmış, damıtılmış bir kısa açılımlı, duru deney örneği daha Yusuf Bal'dan. İkinci kitabı Gözkuşağı'na görsellik de katılmış. 'İçliyim bugün1 diyor farklı biçimde. İnsanı camide değil meyhanede dua etmeye davet ederken, kişi yüreğine de farklı duygularla düzeltme çağrısı yaratıyor yeryüzü belleğinde, 'renkli giysileriyle gelsin hayat' derken de çocuksu ürperişlerden, arındırılmış fırçasıyla yarattığı görüntülerden çıkıyor yola. Ortadoğu'dan, kimyasal atıklardan yarattığı evrensel bakışı da işin içine katıyor, 'sen vurulmuştun yitik bir aynada kendine' dediği yer, uygarlığın onu iten gölgesi mi acaba? Düşündürücü bir çalışma Bal'ınki. Hem özüyle, hem araştıran sözlüğüyle.

Hüseyin PEKER
"2014'e Şiirle Bakanlar"
Kaynak: Eliz Edebiyat Sayı 60, Aralık 2013

_________________________________________________________

2013'ün 13 Kitabı
Hüseyin Alemdar 

 Ah! Şairler en güzel ölüm şiirlerini gençken, yaşama sıkı sıkıya bağlı oldukları yaşlarda yazarlar. Böyle deyince de kendim dahil tüm şairlerin biraz Cahit Sıtkı soyundan geldiklerine inanırım. Somut ve deneysel şiirin yaşı da o yaşlardır; ancak istisna kaideyi bozar misali İlhan Berk’in her yaşta modem ve postmodern şiirin en güzel örneklerini verdiğini hatırlayalım ve şiirin yaşı olabilir de ürettiği sürece şairin yaşı yoktur deyip kendimize gelelim. İlk kitabı Ücraişlem’le hem geleneğe yaslanma hem de şiirin tüm olanaklarından yararlanma anlamında bende kendine özel bir oda oluşturan Yusuf Bal’ın Gözkuşağı’nın (Şiir Vakti Yayınları, Nisan 2013) etkisi değil bir yıl, birkaç yıl daha süreceğe benzer. Kitapta yer alan Beyaz Atlı Güvercin’le Başkalarının Düşüncesi adlı iki şiiri aynı kitapta düşünmek, farklı seslerdeki iki şiirde günümüz Türk şiirinin ayak ve ses tartımlaarını yakalayabilmek bir kitabı özetler kanımca: Alçak gönüllülükle “ayaklarım yere basmıyor ama kuma güzel gömülüyor/tenime saplanıyor kirpikten silahların” diyebilen Yusuf Bal, sessiz ve derinden giderken ayaklarını da yere sağlam basıyor.


Kaynak: KUŞAK EDEBİYAT SAYI 3/ (Ocak-Şubat Mart Hüseyin Alemdar, 2013'ün 13 Kitabı, Sayfa 21


_____________________________________________________________



"Somut şiirin (concretepoem) demiri eksik" demiş Sivas'ta yaşayan ODTÜ'lü deneysel şiirin hâlâ keşfedilemeyen dehâsı Yusuf Bal; sadece somut şiirin değil ani çıkışlara rağmen günümüz şiirinin demiri biraz eksik evet, inşa anlamında betonu da iyi sıkıştırılmamış. Sahi, "concrete" sözcüğünün Türkçe anlamlarından biri de "beton"dur. 2015'in 15 Şiir Kitabı'nı yine de yazmalıyım, hemen!


Hüseyin Alemdar
Kaynak: Hüseyin Alemdar'ın Facebook Sayfası, 7 Aralık 2015


28 Nisan 2019 Pazar

Yusuf Bal'ın GÖZKUŞAĞI Kitabı Hakkında- İbrahim ÇELEBİ



Görsellik bakımından tablo altı şiirler Modern dönemle başlayarak gittikçe yaygınlaşmış yukarıdaki bölümlerde zikredilen sosyal ve siyasi gelişmelerle beraber değişik formatlarda ve artan bir ilgiyle günümüze kadar gelmiştir. Mevcut çağda gerçeğin sanal ortamda yeniden kurgulanmasıyla şiir de bundan nasibini almıştır. Sadece yazıların yani harf, kelime ve mısraların yer almadığı bunların yanında yazıya değişik şekiller verdirilerek görüntü, efekt ve akışkanlık gibi özelliklerin de kazandırıldığı şiir örnekleri görülmektedir. Geleneksel medyanın yanı sıra sosyal medyada da yer alan bu şiirlerden bazılarında dilin çizgiselliği, yerini görüntüye bırakmıştır.





Şekil 29: Yusuf Bal’ın Görsel Şiir örneği I (Göz Kuşağı) (www.edebiyatdefteri.com).


Yukarıdaki örnekte harf, hece, kelime ve dizelerle bir göz çizilmiştir. Burada görselliğe önem verildiği için, içerik ikinci planda kalmıştır. Çizgisel bir söz diziminin ağır bastığı şiirde yer yer çizgisellikten uzak harf, hece ve kelimeler yer almaktadır. Şiirde en çok tekrar edilen “a” sesleriyle müzikalite sağlanılmaya çalışılmıştır. “a” sesi Arapçada göz anlamına gelen “عين:ayn” kelimesinin ilk harfidir. “elif, lam, ra, ağla” dizeleri harflerin, hecelerin dikkatle seçildiğine, üzerinde titizlikle durulduğuna işaret etmektedir. Şekilsel olarak “a” sesi gözü andırmaktadır. “a” sesinin birden fazla yan yana kullanılması aynı zamanda hayret ünlemini çağrıştırmaktadır. Şiirde harf kelime ya da dizelerin yerleri görüntüye göre belirlenmiştir. Şiirin başlarında “kaldır örtüleri” denilerek göz açılmış ve gözün içindeki dünyaya girilmiştir. “ama sadece düşlerinde göz bebeğimi arıyorum” dizesi gözbebeğinin tam ortasına yerleştirilmiştir. “a” sesinin gözün altında dikey olarak sıralanması ağlamayı çağrıştırmaktadır. Çünkü “ağlamak” kelimesi “a” sesiyle başlar ve “a” aynı zamanda damlayı andırır. Kısacası harf, hece, kelime ve dizelerin yerlerinde gözün kısımlarına uygun yerleştirmeler yapılmıştır. “Leyla”, kelimesi, “dağlara yaslanmak” ve “ ben ben değilim” dizeleri, gelenekten izler taşımaktadırlar. Leyle ile Mecnun, Ferhat ile Şirin hikâyelerini anımsatan kelimeler, gözün aşkın en önemli belirleyeni olduğunu ifade etmesi bakımından seçilmiştir. Yunus Emre’nin “Beni bende demen bende değülem/ Bir ben vardur bende benden içerü” (Banarlı, 1987, 333) dizesine göndermede bulunularak varlık sorunsalı göz etrafında şekillendirilmiştir. Şiirde bahsedilen göndermelerin yanında çizgisel olmayan birçok kısımlar da bulunmaktadır. Parçalı bir iç dünya, gözle görselleştirilmiştir. Şiire bir bütün olarak bakıldığında yazının yani aracın özün önüne geçtiği söylenebilir. Görsel kusursuzluk adına şiir parçalı bir yapıya dönüştürülmüştür. Yatay, dikey, okumalarla klasik söz dizimsel şiirin dışına çıkılmıştır.


Şekil 30: Yusuf Bal’ın Görsel Şiir Örneği II. (Vakit) (www.edebiyatdefteri.com).


Yukarıdaki şiirde dilin söz dizimsel mantığını zorlayan kısımlar “Göz Kuşağı” şiirine göre daha azdır. Bir vazo şeklinde tasarlanan şiirde dize tekrarları sıkça yapılmıştır. Şiire “Vakit” başlığı verilmiş ve zaman, ontolojik bakımdan metafizik bir düzlemde konu edinilmiştir. Şiirde ömrün tekdüzeliği dize tekrarlarıyla somutlaştırılmıştır. Sözü edilen klişe durumdan çıkmak için şiirin sonunda bir adres gösterilmiştir. Bu adres “oku” emriyle başlayan Kuran’ın ilk ayetidir: “Yaratan Rabbinin ismiyle oku!” (Kuran, 2002, 599). Şairin “oku, yaratanın rabbinin adıyla” şeklinde yer verdiği ayetle zaman, manevi bir arayış ve varoluşsal bir anlamlandırmaya vardırılmıştır. Şiir, görsel kaygılardan dolayı nesre daha yakındır. Denilebilir ki şiirde varlık sorunsalı, düzyazının kumaşıyla örülmüş bir biçimde işlenmiştir.








Şekil 31: Yusuf Bal’ın Görsel Şiir Örneği III. (Karınca T) (http://ilkaycoskun.blogspot.com.tr).








Yukarıdaki şiiri oluşturan temel iki kavram “karınca ve ayna” kavramlarıdır. Ayna metaforu ile tasavvufi anlamda “benlik algısı” kastedilmektedir. Çünkü “karınca aynada kendine bakıyordu, kimse yoktu” dizelerinde insanın varlığını kibirden arındırması akla gelmektedir. “iki nar arasında” dizesi ile Hz. İbrahim’in ateşe atılma olayında karıncanın su taşıma hikayesine göndermede bulunulmuştur.


İbrahim Çelebi